9 Haziran 2012 Cumartesi

islamiyette ilk Cuma Hutbesi



Hiç düşündünüzmü? İlk Cuma Hutbesinin nerede ve ne zaman okunduğunu, ve bu hutbede nelerin Efendimiz tarafından buyurulduğunu?

Eminimki bir çoğumuzun aklının ucundan bile geçmemiş bu merak.
Hz. Muhammed (SAV) efendimiz ilk cuma hutbesini hicret sırasında Medine'ye giderken yol üzerindeki Kübâ'da 24 Eylül 622 günü ilk Cuma Namazını kılmış ve dolayısıyla ilk Cuma Hutbesinide bu tarihte ve burada okumuştur.

Peki bu İslamiyetin ilk Cuma Hutbesinde neler vardı?

"Elhamdülillahi Rabbil Alemin.
Ey müminler ölmezden önce Allah'a tevbe ediniz. bir engel sizi meşgul etmezken salih amel işleyerek Allah'a yakınlaşınız. Biliniz ki Allah bu günde bu bulunduğum mekanda Cuma Namazınını üzerinize farz kılmıştır ( buradan da anlıyoruz ki Cuma Namaznın burada farz olunduğunu).

Onu inkar etmek ve hakkını istihfaf eylemek süretiyle terk eyleyen kimesnin Allah iki yakasını bir araya getirmesin.
Cuma namazını kılmaya imkanı olupta kılmayan bilsinki başka namazı yoktur. Ancak tevbe edenler müstesnadır. Çünkü her kim tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder.

Ey Nas, sağlığınızda ahiretiniz için tedarik görünüz. Muhakkak bilmiş olunuz kıyamet günü hesaba çekileceksiniz. Arada tercüman olmadan, perde olmadan bizzat Cenab-ı Hak soracak;
Sana benim Peygamberim gelip tebliğ etmedimi? Ben sana mal verdim, lütüf ihsan ettim. Sen kendin için ne tedarik ettin? Dünyada iken Ahiret için hangi hayrı hangi iyliği yaptın, hangi fazileti yaptın? Bu sorular sorulan kişi sağına soluna bakacak bir şey göremeyecek, önüne bakacak cehennemden başka bişey göremeyecek.
Öyleyse her kim ki velev ki yarım hurma kadar bile olsa kendisini bu ateşten korumak için hayır işlesin. Hayır işleyecek mal bulamazsa güzel söz söylesin ve kendini kurtarsın. Gerçek Müslüman elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kimsedir. Zira onunla bir hayra on mislinden yediyüz misline kadar sevap verilir.

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun."

Birinci hutbe böyle tamamlandıktan sonra ikinci hutbeye şöyle devam etti Efendimiz.

"Elhamdülillahi Rabbil Alemin. O'na layık bir biçimde ham eder ve Ondan yardım isterim. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet ettiğini kimse delalete düşüremez. Allah'ın delalete düşürdüğünü de kimse hidayete erdiremez. Allah'tan başka tanrı olmadığına ben şehadet ederim.  O birdir, şeriki ve naziri yoktur. Kelamın en güzeli Allahın Kitabıdır. Kimki Allah kalbini Kur'an ile teyzin ederse, kafir iken İslama girip Kur'anı diğer sözlere tercih ederse işte o kimse felah bulur. Doğrusu Allah'ın Kitabı doğrunun en güzeli ve en beliğidir. Allah'ı seviniz Allah'ı can-ı gönülden seviniz. Allahın kelamından ve zikrinden asla usanmayınız. Allah'ın kelamından kalbinize asla kasvet gelmesin. Zira Allah Kelamı herşeyin en iyisini en mükemmelini ayırıp seçer. Amellerin hayırlısını ve kulların güzidesi olan Peygamber'lerin ve kıssaların iyisini zikreder. Helal ve Haramı beyan eder. Artık Allah'a ibadet ediniz. O'na hiçbir şeyi şerik (ortak ) koşmayınız. Ondan hakkıyla sakınınız. İyi işler işleyiniz, sözünüz ve özünüz dahi Allah'a doğru olsun. Aranızda Allah kelamı ile muhabbet ediniz. Muhakkak bilmelisiniz ki Allah, ahdini bozanlara sözünden dönenlere gazap eder.
Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun."

Bundan 1390 yıl önce ilk Hutbede verilen mesajlara bir bakarmısınız? Her kelimesinde güzel ahlak ve iylik var. Ne mutlu ki güzel ahlaklı olup güzel söz söyleyene...



Abone Olmak İçin e-mail Adresinizi Giriniz




Sosyal Medya da Paylaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sayfa Başına Çık
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML